yazi
Yalçın AKBULUT
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Makaleler
  4. BİZ NEDEN BÖYLE OLDUK

BİZ NEDEN BÖYLE OLDUK

featured

Artık kendimize şu soruyu sormak zorundayız.  Nasıl oldu da sahici olan her şey, yerini gösterişli olana bıraktı? Dürüstlüğün yerini neden cilalı sözler aldı? Toplum olarak, doğruyu bildiğimiz hâlde neden yalanla beslenir olduk?
Ahlâk, önceleri bir gönül ve içtenlik meselesi idi şimdi ise bir kravatın düğümünde aranıyor. Adam cinayet işliyor hakim şık bir takım elbise, parlak bir kravat, etkileyici bir iki söz pişmanım dediğinde iyi hal uygulamıyor mu? Demek ki gösteriş, özün önüne geçti.… Dürüstlüğün yerini imaj aldı.  Karşımızdakinin vicdanına değil, üzerindeki markaya bakıyoruz. Buda bizim gelenek ve göreneklerimizin ortadan kalkması değil mi?

Bizim gençlik yıllarımızda büyüklerin yanın da yemek bile ıkına sıkıla yenirdi. Evliler çocuklarını büyüklerinin yanında sevemezlerdi. Ayıplanırdı, ne oldu da bu nesil bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar değişti. Sakın birisi bana çağa ayak uydurdular demesinler.

Çağa ayak uyduracaklarsa  teknolojik çalışmaları ile gelsinler toplumun huzuruna yoksa imzalandı diye boy resimler sosyal medyada yayınlayarak olmaz. Bakarsınız sosyal medyaya adam evlenmiş eşinin resmini profil resmi yapmış, sorarsınız bu nedir diye abi ne yapalım hanım öyle istiyor kıskançlık krizi der geçiştirir.

Bakarsanız adam lokantadan içeri girmeden kapısında resim çektirir içeri girer girmez de yemekler gelince hemen oradan canlı yayına başlar.

Kısacası bir mahremiyetimiz kalmıştı oda yerlerde sürünüyor. Elalemin içerisinde eşinin koluna girmeye dahi utanan dedelerimizin, yatak odasını paylaşan torunları nasıl bu hale geldiğini düşünmeden de edemiyoruz.                      

Ar duygusu ile çocuğu olana kadar hamile olduğunu gizleyen annelerden, boy boy resimler, dar kıyafetler ile gerçek hayatta ve sosyal medyada gebe olduğunu belli eden anneler nasıl türedi?!. Kısacası biz mahremiyeti ile kıskançlığı ve utanma duygusu ile tanınan ecdadın, mahremiyeti olmayan, kıskançlığı ve utanma duygusu olmayan torunları nasıl olduk?                                                      

İnsanlar evlenince ölünceye kadar eşine sadık kalarak yaşamını sürdürüken şimdi evlenenler en kısa zamanda zoru görünce soluğu mahkemelerde almıyor mu?

Sosyal medyaya bakınca 50 yaşından sonra hayat başlar diyede dul hanımlar evlenmek için kriterlerini yazmıyorlar mı?

Evlenmiş boşanmış, elli yaşlarında aklı başında bir  Hanımefendi’nin  şu sözlerini paylaşmak istiyorum: Şimdiki aklımla yeniden evlenecek olsam, kişiyi daha iyi tanımak için yaşadığım zorlukları yeniden yaşamamak için bir takım şartları sormadan ve güvencesini kontrol etmeden artık evlenmem diyerek açık açık söylenmekten geri durmuyor mu?

Aklını kullanmaya başladığından beri insanoğlu , aç kaldığında başkasının elindekine göz dikmiş, zorla veya kurnazlıkla onu elde etmeye çalışmıştır. İnsanoğlunun egosu geliştikçe açlığın yanısıra açgözlülükde, başkasının elindekine göz dikme nedeni olmuştur.

İşte hayat şartlarını böyle düşünecek olursak insanoğlu ne görürse onu yapmaya başlamıştır. Varlığı veya yokluğu düşünemez olmuştur.

Birisi ne yaparsa oda onu yapmaya uğraşmıştır. Tek kaybı da budur işte..

BİZ NEDEN BÖYLE OLDUK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VakaHaber.CoM ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet