yazi
Feride Ozbilge
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Makaleler
  4. UTANIYORUZ AMA VAZGEÇMİYORUZ…

UTANIYORUZ AMA VAZGEÇMİYORUZ…

featured

“Biz Bu Ülkede Korkunun Gölgesinde Değil, Birbirimizin Işığında Yaşıyoruz”

Son yıllarda bu memlekette insanın içine çöken bir ağırlık var…
Sanki her sokağın, her apartmanın merdiven aralığının, her mutfağın buğulu camının arkasında görünmez bir keder duruyor.
Ama kimse tam adını koyamıyor; koymak da istemiyor belki.

Oysa oluyor.
Hem de sandığımızdan çok uzun zamandır oluyor.

Bir sabah, mahallenin kedisi çöpün yanında ölü bulunduğunda birkaç çocuk hıçkırarak ağlamıştı.
O an anladım: Mesele sadece bir canın yitip gitmesi değildi.
O çocuklar, dünyadaki adaletsizliği ilk kez bir hayvanın küçücük bedeninde görmüşlerdi.
Ve o günden beri hepimiz, içimizden bir sesle “Kim bilir bugün nerede ne oldu?” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Akran zorbalığı…
Kadınların evden çıkarken anahtarlarını parmaklarının arasına sıkıştırması…
Yangınlar, çeteler, kaybolan adalet…
Sokakta tedirgin yürüyen gençler…
Çöpten çıkan bir köpek bedeni…
Bir annenin çocuğunu okula gönderirken içinden sessizce yakardığı dua:

Allah’ım, sağ salim gelsin …”

Bunların hiçbiri sadece haber değil.
Her biri ayrı bir evde, ayrı bir kalpte gizli gizli yanan bir yangın.

Bu ülke uzun süredir büyük bir yorgunluk taşıyor.
Öyle bir yorgunluk ki, bazen iyi insanların içindeki iyilik bile nöbet tutmaktan yoruluyor.

Ama ne gariptir…
Bu memlekette kötüleşebilecek her şey kötüleşirken bile, insanlar hâlâ birbirine tutunmayı bırakmıyor.

Market poşetlerini taşımakta zorlanan yaşlı bir kadının elindekileri koşup alan gençlik hâlâ var…
Gece yarısı bir pencereden gelen çığlığa kapı kapı koşan komşular hâlâ var…
Sokak hayvanlarına soğukta su koyan adam hâlâ var…
Okula giderken çocuğunun elini sıkı sıkı tutan anne hâlâ var…
Arkadaşı “iyiyim” desin diye gözünün içine bakan genç hâlâ var…

Biz böyle bir halkız çünkü.
Yorgun, kırgın, öfkeli ama birbirini bırakmayan bir halk.

Kötülük çok arttı.
Korku neredeyse günün rutini oldu.
Ama bu ülkede eksilmeyen bir şey var:

İyi insanların direnci.

Belki de esas mesele, o iyi insanların kendini güçsüz hissetmemesi.
Çünkü kötülük çoğaldığında, aslında daha çok iyilik gerektiğini unutuyoruz.
Umut, karanlık geçince gelen bir ışık değildir;
karanlığın tam içinden büyüyen incecik bir kıvılcımdır.

Ve bu topraklarda o kıvılcım hâlâ sönmedi.

Bir apartmanda kavga çıkar ama aynı apartmanda bir kadın sokak köpeğine battaniye arar.
Bir okulda zorbalık duyulur ama aynı sınıfta bir çocuk arkadaşının elini tutup “korkma” der.
Bir şehirde suç artar ama aynı şehirde bir adam üşüyen çocuğa mont alır.

Çünkü kötülüğün sesi gürültüdür.
İyiliğin sesi ise derinden gelir.
Ama derinden gelen sesler daha uzağa ulaşır.

Biz bu ülkede korkarak yaşamayı değil,
korkuya rağmen yaşamayı öğrendik.

Evet, yoruluyoruz.
Evet, utanıyoruz.
Evet, bazen gözlerimiz doluyor.
Ama vazgeçmiyoruz.

Biz bu ülkenin sadece yurttaşları değil;
bu ülkenin vicdanıyız.

Bu toprakların ışığı hiç tamamen sönmedi,
sönmeyecek de.

Çünkü hâlâ birbirine omuz veren insanlar var.
Hâlâ iyiliğe inananlar var.
Ve iyilik, bazen çok sessizdir ama asla güçsüz değildir.

Biz korkunun gölgesinde değil,
birbirimizin ışığında yaşamaya devam edeceğiz.

Çünkü başka türlüsü bize yakışmaz.
Bu ülkeye hiç yakışmaz.

UTANIYORUZ AMA VAZGEÇMİYORUZ…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VakaHaber.CoM ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet