aşk
delilsiz bir suçluluktu içimde.
ocağın zemherisinde,
şiirlerin koynundaydı hüzün.
bilge düşlerimden
üstü küllenmiş öyküler çıkardım;
göğsümün ortasına
iltica eden yokluğuna anlattım.
benim kışımdan,
senin baharına göçen
bir kabileydi hasret.
o kadar çok nokta koydum ki
kahrolası olmayışına;
sonunda dağınık müsveddeler oldular.
nefesine bir karanfil takıp,
rehin kaldım
kavminin o antik sürgünlerinde.
ey saçlarına rüzgâr giyinmiş sevdiğim,
kimsesiz düşlerin altını
aşkla çizmedik mi?
farklı hüzünlerle yanarken canım,
yokluğuna hüzün topluyordum;
kaybettiğim kendimden
geriye bir şey kalmasın diye.
izin ver;
antik bir yaranın kabilesinden
söküle söküle geleyim.
her seferinde,
gülüşünün ucundan tutup
yeniden, yeniden kalkayım;
kirpiklerinin ucunda açan
zemheri yanığı morçiçekleri öperek.
alıngan duvarların gözlerine asılı
ayın ışıkları…
öylesine yıkık,
öylesine viran.
acılar sağılıyor zamandan.
yaşanması sürgün kılınmış
bir töreydi aşk.
ve her defasında,
bir şarkının aksanıyla
çekiyorsun beni
yüreğimin kırık yerinden;
sol yanıma düşmüş bütün canları.
benden önce,
senden sonra,
bütün inancınla sev sevgili.
türküler,
duvarların yüzüne asılmışken;
kapıların eşiğinde
ağlaşırdı anılar.
alıngan düşlerine
bir anne masalıyla dokunurduk.
şimdi,
olasılı hayaller üzerinden
sayıklıyoruz aşkı;
adı sanı belirsiz bir sevgi büyütüp,
kalabalık umutlara sarılmış düşleri
hayra yoruyoruz.
yarası kabuk bağlamış
bozkır ateşinde demlenen çayın
sıcağıyla içiyoruz Pir Sultan şiirlerini.
iki bardak çayın eriyen şekeridir vakit;
bize kalan artıklarıyla seviyorum seni.
ve morçiçekli bir sabahla,
gece yarıları arasında
mülteciyken sana.
hatırla,
nasıl da arasına bahar saklardık kitapların.
sonra açar, açar okurduk
erik çiçeklerinden
o mayıs güzeli türkülere giden
hüzünleri.
şimdi,
bana gülüşüne giden bir yolculuk ayır.
eskiciler kırık arabalarla
taşısın eskimiş anıları;
çingeneler,
ayazla çatlamış elleriyle
kaderimi ısıtsın ateş başlarında.
ve biliyorum;
bir gün,
kokuna binmiş çiçeklerin toprağıyla
gireceksin gönül yurduma.
bir ömrün yarasına kabuk dikecek
ellerinle;
beni yeniden iyileştireceksin.


