1 mayıs benim için çok özel bir gündür, çünkü şipşirin bir köyde dünyaya gelmiş bir öğretmenin ilk çocuğu idim. Babam Cumhuriyetin yetiştirdiği Atatürk ilkelerine bağlı Kars’ın şirin ilçesi Susuz Cilavuz köy enstitüsünden mezun olan bir köylü babanın çocuğudur.
Yıllarca Kars’ta görev yapmış 6 çocuğunu da burada okutarak hepsini meslek sahibi etmiştir. Tam bir aile babası bir eğitimci idi.
Bizler de Kars’ın değerli öğretmenlerinin eğitiminden geçerek yüksek okullarımızı bitirmiş ve mesleklerimize atanmış ve çalışmalarımızı bu yaşımıza kadar devam ettirdik.
Ne güzel yaşardık biz okula giderken internet, bilgisayar yoktu. Cep telefonumuz hiç olmadı. Arabamız yoktu at arabasına faytonlara binerdik.
Bugünkü nesil gibi yaşıyorduk, Ama bir fark var iki neslin arasında bizlerin onurlarımızla yaşadığımız toplumda bugün alçakgönüllülük yok, saygı hemen hemen bitmiş.
Bize 1968 kuşağı dediler. Mutlu ve Şanslı insanlar olduğumuz hayatımız gerçek bir Kanıtdır;
Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık.
Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.
İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık.. Susadığımız zaman, şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.
Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.
Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık. Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.
Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.
Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapar ve onlarla oynardık. Bilye oynardık ağaç oyunları oynardık.
Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.
Cep telefonlarımız, DVD’lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox’ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı – ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.
Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.
Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.
Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.
Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz.
Bize bu imkanı sağlayan rahmetli babam Müslim Akbulut’un ruhuna ithaf ediyorum.


