yazi
Feride Ozbilge
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ÜLKEMİN KAYIP ÇOCUKLARI…

ÜLKEMİN KAYIP ÇOCUKLARI…

featured
service
0
Paylaş

Dünyada pek çok kötülük var.
Ama bazı kötülükler insanın aklına bile sığmıyor.
Organ mafyası işte tam da böyle bir şey.
Adı bile ürkütücü.
Duyulduğu anda içimizde bir yer buz kesiyor.
Çünkü bu, sıradan bir suç değil.
Para için insanı parçalara ayıran, insan hayatını rakama çeviren, vicdansızlığın en çıplak hâli.
Ölmekten korkmayan insanlar bile var.
Ama çoğumuz aynı şeyi söylüyoruz:
“Ölmekten değil, böyle bir kötülüğün eline düşmekten korkuyorum.”
Belki de en büyük travma burada başlıyor.
İnsanı paranoyaya sürükleyen bir korku bu.
Tanımadığın birinden gelen ikramdan şüphe etmek,
sıcak bir gülümsemeye temkinle yaklaşmak,
yardım isteyen birine uzatacağın eli yarı yolda geri çekmek
Normalde insanı insan yapan ne varsa,
hepsini yavaş yavaş kemiren bir güvensizlik.
Düşünsene;
bir zamanlar mahalle kültürü vardı.
Kapılar kilitlenmezdi.
Komşunun evine girilir, yemek yenir, çocuklar birbirinin evinde büyürdü.
Doğum günü davetleri, kurabiye kokuları, kalabalık kahkahalar…
Şimdi ise bir anne, çocuğunu bir davete gönderirken kırk kez düşünüyor.
Yabancı bir kapıdan gelen müzik sesi bile tedirgin ediyor.
Çünkü kulaktan kulağa yayılan öyle korkunç hikâyeler dolaşıyor ki;
insan hangisi gerçek, hangisi söylenti ayırt edemez hale geliyor.
Belki anlatılanların bir kısmı abartı.
Belki bazıları şehir efsanesi.
Ama şu kesin:
Kayıp çocuk haberleri gerçek.
Çaresiz aileler gerçek.
Ve dünyanın bir yerlerinde, insanı insan olmaktan utandıran kirli bir ticaretin döndüğü de gerçek.
Bu kötülüğün en acı tarafı ne biliyor musun?
Sadece bedenleri değil, toplumun güven duygusunu da çalıyor olması.
Yolda yardım isteyen yaşlı bir kadına el uzatırken bile içinden bir ses “ya başıma bir şey gelirse” diyorsa,
o toplum zaten görünmez bir yara almış demektir.
Organ bağışı gibi kutsal bir kavram bile bu yüzden kirleniyor.
İyilik niyetiyle atılan adımların arkasına bile şüphe düşüyor.
İnsanlar en insani kararlarından bile korkar hale geliyor.
Oysa organ nakli, hayat kurtaran bir mucizedir.
Gerçek hekimlerin, gerçek bağışçıların, umut bekleyen hastaların hikâyesidir.
Ama suç örgütleri, bu umudu bile karanlık bir pazara çevirmeye çalışıyor.
İşte insanı en çok yoran da bu:
Kötülüğün iyiliğin kılığına girmesi.
Bir anne için bundan daha büyük bir kâbus yoktur.
Çocuğunu korumak isterken dünyaya güvenmeyi öğretmek zorunda kalmak…
Hem “kimseye inanma” deyip
hem “iyi insan ol” diyebilmek…
Ne zor denge.
Peki ne yapacağız?
Her kapıyı kapatıp dünyadan mı vazgeçeceğiz?
Herkese sırtımızı dönüp yalnız mı yaşayacağız?
Hayır.
Ama uyanık olacağız.
Bilinçli olacağız.
Çocuklarımıza korkuyu değil, farkındalığı öğreteceğiz.
Şüpheyle değil, tedbirle yaşayacağız.
Ve en önemlisi;
kötülüğün bizi insani değerlerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz.
Çünkü bir toplum, merhametini kaybettiği gün gerçekten ölür.
Bugün en büyük mücadele belki de bu:
Hem çocuklarımızı korumak
hem de iyiliğe olan inancımızı korumak.
Zor mu?
Çok zor.
Ama başka çaremiz yok.
Çünkü dünya, ancak hâlâ güvenmeye cesaret edebilen insanların omuzlarında ayakta duruyor.

ÜLKEMİN KAYIP ÇOCUKLARI…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VakaHaber.CoM.TR ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin