yazi
Feride Ozbilge
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. GÖLGEDE BÜYÜYEN HÜZÜNLER…

GÖLGEDE BÜYÜYEN HÜZÜNLER…

featured
service
0
Paylaş

Bazen hayat, bir sis gibi çöker insanın üzerine.
Ne tamamen görünürdür, ne tamamen yok…
Bir ışığın tam önüne çekilmiş ince bir tül gibi durur;
elini uzatsan erişemezsin,
seslensen cevap vermez,
susunca da gitmez.

Belki de hayat, en çok gizlenerek yaşar.
Bir odanın kapısına asılan sessizliğin içinde,
yüzüne düşen bir gölgenin titrek kıvrımında,
kimseye söyleyemediğin bir düşün kenarında…
Hep biraz uzakta, hep biraz içeride durur.
Sanki “görmeye cesaret edersen, buradayım” der gibi.

Bazen insan ne kadar konuşmak isterse, hayat o kadar susar.
Boğazında bir düğüm olur zaman;
kelimelerin hepsi aynı kapıya sıkışır,
kapının anahtarıysa asla bulunmaz.
Konuşmaya yeltenirsin, sesin geri döner.
Anlatmaya meyledersin, cümleler kirlenir.
Sanki dünya, içinden geçenleri duymamaya yeminlidir.

zaman gelir hüzün
Sanki gizli bir anlaşma yapılmış gibi,
kapı aralıklarından süzülür,
pencerelerin kenarına ilişir,
bir çayın buharına saklanır.
Sonra usulca dolaşır evin içinde;
bir çivi gıcırtısına, bir sandalye kırpıntısına,
bir fotoğrafın solgun köşesine siner.

Ve bir bakmışsın,
hüzün çoktan yerleşmiş yüreğine.
Ne gelen olur onu gönderen,
ne giden olur onu anlayan.
Her sabah uyandığında,
yastığın üzerinde biri oturuyormuş gibi ağırlık bırakır sana.
Adı da yoktur aslında;
ama bütün yükü taşımayı senden ister.

Hayat kendini gizlediğinde, insan kendine daha çok görünür.
Kırıklarıyla, eksikleriyle, içinden sızan acıların sessiz yankısıyla.
Kimsenin bilmediği yangınlarla doludur içimiz;
ve o yangınlar, dumanını sadece geceye gösterir.
Gündüz, herkes gibi dimdik dururuz;
ama gece olur, içimiz çöker,
sesimiz olur sessizlik.

Bekleyiş de böyle zamanlarda derinleşir.
Ne umut tam yanındadır,
ne umutsuzluk tam düşman.
Arada bir çizgi vardır,
ince, keskin, tehlikeli…
İnsan o çizginin üzerinde yürür;
her adımı bir hüzün,
her nefesi bir dua olur.
Düşmemeyi başarmak bile bir zafer sayılır o vakit.

Ve bazı acılar vardır ki, görünmez.
Ne gözyaşı olur,
ne feryadı duyulur.
Bir insanın nasıl ağır ağır çöktüğünü
onun dünyasına bakmayan kimse anlamaz.
Zaten herkes kendi yasının penceresine bakar;
kimse seninkinin perdesini aralamaz.

Sonra bir yağmur başlar…
Ama gökyüzünden değil, içimizden yağar.
Sanki yılların biriktirdiği sessizlik
damla damla dökülür yere.
Her damlası bir sızı,
her sızısı bir hatıranın gölgesidir.
Islanırsın ama üşümezsin;
çünkü o yağmur çoktan içine işlemiştir zaten.

Yine de,
Bunca karanlığın içinde bile küçücük bir ışık vardır.
Belki bir gülüşün solmuş izi,
belki bir ismin fısıltısı,
belki bir anının masum sıcaklığı…
O ışık, insanı hayatta tutar.
Küçücük, titrek, ürkek…
Ama asla sönmez.

Hayat, kendini saklasa da,
perdeleri kapatsa da,
bütün ışıkları söndürse de…
İnsan yoluna devam eder.
Belki eksik,
belki yaralı,
belki bitkin…
Ama yine yürür.
Çünkü bazen yürümek, yaşamanın tek biçimidir.

Belki de asıl cesaret,
karanlığı yenmek değil,
karanlıkla birlikte yaşamayı öğrenmektir.

Ve hüzün yağarken
biz, onunla yan yana
ve ona rağmen
ayakta kalmayı başarırız.

GÖLGEDE BÜYÜYEN HÜZÜNLER…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VakaHaber.CoM.TR ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin