Sustum artık bilesin, mühürlü dudaklarım,
Pembe güller açtıkça, döküldü yapraklarım.
Hiç bitmeyen…delice, bir sevdaya tutulduk ;
Unutulmaz bir aşkta, kolayca unutulduk !
Neden her şey bu kadar gerçeğinden uzakta,
Bedenlerin yerine, ruhlar neden azapta ?..
Gözlerin.. yakamozun ışığında duruyor ;
Çırpınan karanlığı, yüreğinden vuruyor !
Görmediğim bir rüya, irkilerek bakışım,
İçimde yankılanır, sessizce haykırışım..
Duy beni, anla beni..dudaklarım mühürlü ;
Şu arz’ın pençesinde, herkes birer ölümlü !
Neyi bekliyor zaman, kilitli kapılarda ?
Kendisini arıyor, herkes tozlu yollarda (!)
Kafamızın içinde, taştan ağır yükümüz ;
Bir adımı geçmiyor, dağlar yıkan hükmümüz !
Başkası var gönlümde, senden de başka biri,
Günahsız bir mazlumun, kalbinde onun yeri..
Duman biziz, ateş biz.. semada ellerimiz ;
Mukaddes bir duaya, kilitli dillerimiz.
Heveslerle bitiyor, tükeniyor varlığın,
İçinde neler gizli, kim bilir bu zorluğun ?
İlmek ilmek dokudum, hayat denen kilimi ;
Ondan başka bilen yok, ahvalimi – halimi !

