Sosyal medya, kişilerin kendi bedenleriyle kurduğu ilişkiyi ve yeme davranışlarını etkileyebiliyor. Platformlarda sürekli karşılaşılan kusursuzluk algısının, özellikle gençlerin kendilerini değerlendirme biçimi üzerinde baskı oluşturabildiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sosyal medyanın günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelmesiyle birlikte bireylerin kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğilimi de artıyor. Bu durum, kişinin kendisini yetersiz hissetmesine ve beden algısının olumsuz yönde etkilenmesine neden olabiliyor” dedi.
Toplumsal beklentiler, pazarlama stratejileri ve dijital içeriklerle belirli beden standartlarının sürekli görünür hale geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, özellikle ergenlik dönemindeki bireylerin bu içeriklerden daha fazla etkilenebildiğine dikkat çekti.
Sosyal medyada karşılaşılan idealize edilmiş yaşam tarzları ve beden görsellerinin gençlerin fiziksel görünümlerine ilişkin memnuniyetlerini azaltabildiğini ifade eden Tezel, “İdealize edilmiş beden imajlarına yoğun biçimde maruz kalmak, beden memnuniyetsizliği, düşük benlik saygısı ve çeşitli psikolojik sorunlarla ilişkilendiriliyor” açıklamasında bulundu.
Kültürel değerler beden algısını etkiliyor
Beden algısının, kişinin kendi bedenini nasıl gördüğünü, değerlendirdiğini ve yorumladığını ifade eden çok boyutlu bir kavram olduğunu belirten Tezel, “Bu algı yalnızca bireysel deneyimlerden değil; toplumsal normlar, kültürel değerler, aile, akran ilişkileri ve medya gibi çevresel etkenlerden de besleniyor.
Kişinin bedenine yönelik düşünce, duygu ve tutumlarını kapsayan beden algısı olumlu olduğunda fiziksel görünümden duyulan memnuniyet artarken, olumsuz olduğunda memnuniyetsizlik daha belirgin hale gelebiliyor. Kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ulaşmak istediği ideal beden arasında oluşan fark ise yetersizlik, değersizlik ve sürekli kendini eleştirme eğilimini artırabiliyor” dedi.
Bedenle kurulan olumsuz ilişki düzensiz beslenmeyi tetikleyebiliyor
“Bedenimi sevmiyorum, zaten sağlıklı değilim, bana iyi gelmeyen şeyleri tüketebilirim” şeklindeki düşüncelerin, bireyin kendi bedenine yönelik olumsuz tutumlarının bir yansıması olduğunu dile getiren Tezel, “Bu düşünce yapısı zamanla kişinin sağlıksız beslenme alışkanlıklarını sürdürmesine ve kendisi için yararlı olmayan seçimlerde bulunmasına neden olabilir. Bedenine saygı duymakta zorlanan bireyler, çoğu zaman rasyonel değerlendirmelerden ziyade yoğun duygularının etkisiyle hareket edebilir. Bu durum, duygusal yeme ataklarının ve düzensiz beslenme davranışlarının sürmesine katkı sağlayabilir” dedi.
Ergenlikte bilinçsiz diyetler ciddi sonuçlara yol açabilir
Olumsuz beden algısının duygusal yeme atakları ve düzensiz beslenme davranışlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini belirten Tezel, özellikle gençlerin ideal bedene ulaşma çabasıyla bilinçsiz diyetlere ve sağlıksız kilo kontrolü yöntemlerine yönelebileceğine dikkat çekti.
Yeme ataklarını kontrol etmekte zorlanan, yeme davranışı sonrasında yoğun suçluluk, çaresizlik veya huzursuzluk hisseden ve bu durum nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkilenen kişilerin bir ruh sağlığı uzmanından destek alması gerektiğini söyleyen Tezel, “Özellikle ergenlik döneminde ideal bedene ulaşma amacıyla uygulanan bilinçsiz diyetler, sağlıksız kilo verme yöntemleri veya kontrolsüz kilo alma girişimleri ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle ailelerin bu tür davranışları dikkatle gözlemlemesi ve gerektiğinde profesyonel destek sağlaması çok kıymetli” şeklinde konuştu.

