yazi
Yaşar Geler
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Makaleler
  4. BU ÇOCUKLAR NE OLACAK

BU ÇOCUKLAR NE OLACAK

“Burası bir metro trenin vagonu.

Bana göre ülkemizin en önemli sorunu geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençliğimizdir. Ayrıca 

aşağıda anlatacağım konu ülkemizin kanayan en önemli sosyal yarasıdır diyebilirim.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin nüfusu yaklaşık seksen altı milyon ve 

Türkiye nüfusunun yüzde yirmi beşi gibi yaklaşık yirmi bir buçuk milyon da çocuk nüfusun 

olduğunu görmekteyiz. 

Başka bir veriye baktığımızda da yirmi iki milyona yaklaşan çocuk nüfusun okul öncesi, 

ilköğretim ve ortaöğretimde toplam on sekiz milyona yaklaşan bir öğrenci mevcudu 

görmekteyiz. Geriye kalan yaklaşık dört milyon çocuk ise evde bulunuyor. 

Bu verileri verdikten sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Bu öğrenci nüfusunun içinde ya da 

evde olması gereken çocukların bir bölümü ne yazık ki sokaklardadır. Sokaklar derken, kimi 

aile kontrolünde kimisi ise aile kontrolü dışında sokaklardadır.

Bunu nerelerde görüyoruz?

Otoyollarda satış yaparken.

Caddelerde mendil, kalem vb. ürünler satarken.

Kırmızı ışıklarda cam silerken.

Caddelerde dilenirken.

Ve son örneğini bizatihi gördüm ve içim acıdı ki; Metro ve Marmaray’da su satarken.

Dün Metroyla Kadıköy yönünden Maltepe yönüne giderken Bostancı metro durağında yaklaşık 

beş altı yaşlarında bir çocuk elinde küçük bir poşetle kendisini bir hızla trene attı.

Trene biner binmez tren hareket etti ve çocukta hemen kapının girişine yere oturdu. Belli ki 

bitkindi. Birkaç dakika yerde oturarak dinlendi. Otururken spor ayakkabısının arasından 

sallanan bir parça lastiği zorla kopararak ağzına soktu ve onu bir oyun haline getirdi. 

Ayrıca elleri simsiyah zift ve üstü başı kir pis içerisindeydi. Bu çocuğun o saatlerde normalde 

evinde olması gerekirdi. 

Bu çocuk o saatte şayet öğrenciyse ders çalışması gerekirdi. 

Bu çocuk o saatlerde belki banyoda yıkanması gerekirdi. 

Ancak bunların hiçbirisi yoktu ve o çocuk bir satıcıydı. Tren ikinci durağa yanaşırken kalktı 

elindeki poşetin içerisinde altılı bir su poşetini zorla yırtarak bir tanesini eline aldı ve “su ister 

misiniz?” sorularıyla vagon içerisinde ilerliyordu. 

Arkasından bakakaldık. İçimiz acıdı ama yapabilecek bir şeyimiz yoktu.

Sonra Sahrayıcedit durağında indiğimizde onun gibi üç beş çocuğun daha istasyonda 

evlerindeymiş gibi davrandıklarını gördük. 

Şimdi sorun şurada; bu çocuklar belli ki aileleri tarafından bu işi yapmak için kullanıyorlar. 

Ya da birileri tarafından zorla bu işe alıştırılmış çalıştırıyorlar. Yani özetle bu çocuklar istismar 

ediliyorlar. 

Hani şu sıralar en çok tartışılan bir konu var ya; MESEM’ lerde çocuk işçilik diye. İşte size 

MESEM dışı çocuk işçiler. Hem de beşli altılı yaşlarda. Bu çocukların görmediğimiz yaşam 

bölümlerinde daha başka neler vardır bilemiyoruz. Belki çok daha vahim tacizlere ya da 

istismarlara uğruyorlardır. Tabii ki bu konunun da ayrıca araştırılması gerekmektedir. 

Peki bu çocuklar bu halde büyürken, genç ve yetişkin olduklarında ne tür bir psikolojiyle 

topluma karışacaklar, toplumda neleri yapmaya çalışacaklar? Bu konuda devletimizin acil bir 

seferberlik ilan ederek bu türden çocukları koruma altına alması ve onları iyi bir yurttaş olarak 

yetiştirmesi gerekmektedir.

Bu yazdığım örnek durum sadece Kadıköy’ün sorunu değil, tüm İstanbul sokaklarının ve hatta 

tüm ülkenin her köşesinde yaşayan insanlarımızın sorunudur. O nedenle de diyorum ki bu 

konuda ülke çapında top yekûn bir seferberlik başlatılmalı ve ülkenin geleceği olan bu 

çocukların kurtarılması gerekmektedir. Hadi gelin “kanayan bu sosyal yarayı” hep birlikte”

BU ÇOCUKLAR NE OLACAK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VakaHaber.CoM ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet