Geçen gün biri yine o cümleyi kurdu:
“Bir kadının yaşı yüzünden belli olur.”
İçimden gülümsedim.
Yüzümden belli oluyorsa ne olmuş?
Yüzüm zaten sakladığım bir yer değil ki.
Ellerim çalışmaktan inceldi.
Göz kenarım gülmekten çizildi.
Boynum biraz yoruldu belki ama
o boyun kaç yük taşıdı kim bilir…
Biz kadınlar nedense hep saklanacak bir şeyimiz varmış gibi büyütüldük.
Ya yaşımızı saklayacağız,
ya kilomuzu,
ya da kırılan kalbimizi.
Oysa yaş dediğin şey;
biriken sabırdır.
Biraz susmak, biraz anlamaktır.
Gençken her söze cevap verirken
şimdi bazı şeyleri tebessümle geçebilmek mesela…
Saçı beyazlayan adama “yakışmış” derler,
kadına “boyatsan ya” diye ima ederler.
Erkek olgunlaşır,
kadın yaşlanır.
Ben artık bu ayrımı kabul etmiyorum.
Yüzümde ne varsa benim hikâyem.
O çizgilerin içinde çocukluğum var,
gece yarısı içilen çayın buharı var,
susup büyüyen acılar var,
kahkahadan süzülen yaşlar var.
Yaş almak utanılacak bir şey değil.
Tam tersine…
yaşanmış bir ömrün şahitliğidir.
Biz saklanmayalım artık.
Bırakalım zamanın içinden geçerken sabrı öğretirken.
Biz de ona teşekkür edelim.
Çünkü asıl mesele genç görünmek değil,
insan kalabilmek.
Mesele insan kalabilmek azizim..


